İMED Hakkında
Tüzük
Yönetim Kurulu
Tarihçe
Dernek Üyeliği
Banka Hesap No
Bültenler
Danışma Kurulu
Çalışma Grupları
Şubeler
  
 
Üyelik
Şifremi Unuttum
 
Web üyeliği
Dernek üyeliği
Şubelerimizden Haberler
Meslek Havuzu
Ankara
Genel Merkez
İzmir
 
Kendi Köşemiz
 
Feridun Fazıl SEZGİN-SATINALMA
Zeki ÖZKAN-İFLASIN ERTELENMESİ VE UNSURLARI
Alahattin ÖZTEKİN-Gelecek “NANOTEKNOLOJİ” Kullanan Şirketlerin Olacak
Derneğimiz Başkanı Ahmet BİRİCİK' ten Notlar.
Hüsniye ÇELİK-Yaşamda ve İş Hayatında "Hayır" Diyebilmek
   
Anket
Web Sitemize Nasıl Ulaştınız?
Arama Motoru
Adresi arkadaşım bildirdi
Başka bir web sitesindeki linkten

Zeki ÖZKAN-İFLASIN ERTELENMESİ VE UNSURLARI




İFLASIN ERTELENMESİ VE UNSURLARI;



 


Global Ekonomik Kriz sonucu etkilenen özel sektörün Türk Hukuk Sisteminde yoğun kullanımı olmayan “iflasın ertelenmesi” kurumunun etkin şekilde kullanılmaya başlandığı görülmektedir.


İflasın ertelenmesi esasen hukuk sistemimizde mevcut olan, fakat İcra İflas Kanunu’na 17 Temmuz 2003 tarihli 4949 sayılı kanun ile yapılan düzenlemeler çerçevesinde dâhil olmuş, Türk Ticaret Kanunu md. 324/2’de düzenlenmiş bir kurumdur. 4949 sayılı kanun, iflas kurumunun demode hale gelmesi, işletmelerin kolaylıkla iflas etmeleri yerine, mümkün olduğu kadar mali durumlarının iyileştirilerek faaliyetlerine devam edebilmelerini amaçlamıştır. Böylelikle bu işletmelerin ekonomiye olan katkılarının devam edebilmesi, işçilerin çalışabilmesi ve işyerlerini koruyabilmesi sağlanmak istenmiştir. İflasın ertelenmesi ile birlikte 6183 sayılı kanuna tabi alacaklar dahil tüm takipler durur. İflasın ertelenmesinin temel mantığı alacaklıların takiplerinden borçluyu erteleme süresi içinde korumak, mal varlığının parçalanmasını önlemektir. Gerçekten her bir alacaklı münferit takipler yoluyla borçlunun malvarlığından bir parça alıp götürürse geriye işletmeyi devam ettirecek bir malvarlığı kalmayabilir. İşte bunu engellemek için Amme alacakları dahil tüm takipler durur. Ancak alacaklılar takip yoluyla hak da arayamadıkları için zamanaşımı süreleri de bu erteleme süresince durmaktadır. “Burada rehinli alacaklara bir imtiyaz tanınmıştır. İcra ve İflas Kanunu madde 179 b.II’ deki düzenlemeye göre, taşınır, taşınmaz rehini ve ticari işletme rehini sahibi alacaklılar, takibe devam edebilirler veya yeni takip yapabilirler. Ancak erteleme süresi içinde muhafaza tedbiri alınamaz ve satış işlemi gerçekleştirilemez. Erteleme süresince işleyecek olan faizlerin mevcut rehin ile karşılanamayacak olması halinde rehinli alacakların teminatlandırılması zorunluluğu gerekir. Kanuna göre rehinli alacaklılar, ipotekli alacaklılar bile muhafaza tedbiri uygulayamıyor, fakat 206. maddenin birinci sırasındaki alacaklara ilişkin takipler de durmuyor.


İflasın ertelenmesi her ne kadar ilk bakışta borçlunun menfaatine görülse de aslında aynı zamanda alacaklıların menfaatini de koruyan hükümler içerir. Bu müesseselerin düzenleme amacında, alacaklıların da daha yüksek oranda bir tatmine kavuşmaları yatmaktadır. Çünkü borca batıklığa rağmen ortaklık faaliyetine devam edecek olursa özellikle hakları yeterince güvence altına alınmamış olan alacaklılar ciddi bir riziko altına girerler. Bu halde tek güvencesi olan ortaklığın malvarlığı tam olarak karşılamaya yetmediğinden alacaklılardan bazılarına diğerlerinden önce yapılacak ödemeler geri kalanların daha fazla zarara uğramasına neden olur. Bu arada ortaklık yeniden borçlanırsa borç açığı da büyür. İşte borca batıklık bildirimiyle birlikte devreye giren iflas hukuku, alacaklıların bir bütün olarak korunmasına hizmet etmekte, alacaklıların mümkün olduğunca yüksek ve eşit olarak alacaklarına kavuşmalarına imkân sağlamaktadır. Ancak iflasın ertelenmesinde temel anlayış, hayatını idame kabiliyeti olan borçluların iflaslarının mümkün olduğu kadar ertelenmesi, iflastan kurtarılması ve bu erteleme dönemi sonunda alacaklılara derhal açılacak bir iflas tasfiyesine nazaran daha fazla bir alacak tahsili sağlama düşüncesidir.


İflasın Ertelenmesinin Esas Unsuru “Borca Batık Olma”


İflasın Ertelenmesine konu olan sermaye şirketleri ve kooperatiflerin aktifleri pasiflerinden fazla ise TTK.’nun 324. maddesine dayanarak iflasının ertelenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılamaz.
Türk hukuk literatüründe “borca batıklık” terimi yeni kullanılmaktadır. Yasa koyucu da borca batıklık terimi yerine şirketin aktiflerinin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmemesi, şirket borçlarının şirket mevcudundan fazla olması (TTK m. 446/2) ifadelerini kullanmıştır. Amaç alacaklıların korunması olduğuna göre hukuksal anlamda malvarlığının borçları karşılayıp karşılamadığı üzerinde durulmalıdır. Borca batıklıkta bir bilânço ile tespit edilecektir ( TTK 324/2) ancak bu bilânço yıllık bilânçodan hem maddi hem de şekli esaslar bakımından farklıdır. Borca batıklığı tespit Bilânçosunda biri malvarlığı diğeri borçlar olmak üzere iki kısım vardır ve alacaklıların haklarının karşılanmasına yarayacak bütün malvarlığı konularının piyasa değeriyle göz önüne alınması gerekmektedir.


Ödemeden Aciz Hali ve Borca Batıklık İlişkisi;


Ödemeden aciz hali; bir kimsenin muaccel borçlarının önemli bir bölümünü ödeyebilme iktidarını görünüşe göre devamlı olarak yitirmesidir. İşletmede baş gösteren nakit akış sıkıntısıdır. Bir işletmenin borca batık olması aynı zamanda mutlaka ödemeden aciz hali içinde bulunduğu anlamına gelmez. Zira borca batıklık aciz halinin zorunlu unsuru değildir.


Borca Batıklık Nedenleri;


Birden fazla faktörün ortak etkileri sonucunda borca batıklık durumu söz konusu olur. Maliyetlerin yükselmesi, buna karşılık satış hâsılatının azalması, mali yılın zararla kapatılması süreci borca batık nedenlerinden birini oluşturmaktadır. İşletme krizi nedenleri işletmenin etki alanı içinde gerçekleşip gerçekleşmemelerine göre kendi arasında iç ve dış nedenler olmak üzere ikiye ayrılır.

Borca Batıklığın Tespiti (Borca Batıklık Bilânçosu);


TTK md. 324/2 uyarınca ortaklığın aciz halinde olduğunu gösteren emareler varsa yönetim kurulu aktiflerin satış fiyatları üzerinden bir ara bilânço düzenlemek zorundadır. Borca batıklık şüphesi uyandıran belirtiler somut olayın şartlarına göre farklılık gösterir. Ancak genel bir ifadeyle borca batıklık şüphesi, borçların tamamının ödenemeyeceği hususundaki her hangi bir tereddüt veya bir olay ile belirgin hale gelir. Akla gelen ilk durum yıllık bilânço esaslarına tabi bir bilânçonun borca batıklığı göstermesidir. Bu bir yılsonu bilânçosu olabileceği gibi bir ara bilânço da olabilir. Anılan bilânço, şirketin gerçek malvarlığını ve gerçek borçlarını tespit eden malvarlığı bilânçosudur. Bilânçonun aktif hanesinde şirketin gerçek mevcudu, piyasadaki cari fiyatlar esas alınarak düzenlenir. Borca batıklık bilânçosunun aktifinde yer alacak malvarlığı unsurlarının değerlendirilmesi sırasında işletmeye ait bazı malların (bir fabrika binası ve içindeki makineler ) tek tek mi yoksa bir bütün olarak mı satılacağı konusu önem kazanır. Belirtmek gerekir ki birlikte bir bütün oluşturan ve ancak bu şekilde fonksiyon icra edebilecek olan malvarlığı parçaları, birbirinden ayrıldıkları takdirde daha düşük bir fiyatla satılacaklardır. Bu itibarla bunların birlikte satışa çıkarılması daha uygun olacaktır. Bu itibarla bir bütünlük göstermeyen malvarlığı konuları tek tek değerlemeye konu yapılmalı, tek başına satılamayan ancak diğer malvarlığı konularıyla kombine olarak bir değer taşıyan mallar ise birlikte satışa çıkarılmalıdır. Dolayısıyla borca batıklık bilânçosu içerisinde bu malvarlıklarının cari fiyatlara göre değerlemesi yapılırken bu esaslara uyulması daha gerçekçi bir bilânço ortaya koyacaktır. Ortaklığın borçları açısından ise, borca batıklığı tespit bilânçosunda sadece muaccel borçlar değil, ortaklığın bütün borçları yer almalıdır. Çünkü burada ortaklığın ödemeden aciz halinde olup olmadığı değil, bilânçonun düzenlendiği tarihteki bütün borçların ödenmesi gerekseydi malvarlığının buna yetip yetmediği inceleme konusunu oluşturmaktadır. Bu esaslar çerçevesinde hazırlanacak bilânço da; sadece borçların malvarlığını aşması halinde mahkemeye bildirim yükümlülüğü söz konusu olmaktadır. Borca batıklığın ara bilânçodan tespiti ile birlikte ortaklığın geleceği hakkında karar vermek yetkisi ( tabi mahkemeye bildirim yapılmışsa) ticaret mahkemesine geçer. Borca batık durumda olan bir şirketin sadece iflasının ertelenmesi tek başına istenemez. İflasın ertelenmesi talebi, iflas talebi ile birlikte mahkemeye bildirilmelidir.

İflasın Ertelenmesinin Esas Unsuru “İyileştirme Projesi” ve anlamı



 



 


İyileştirme kavramı her şeyden önce borca batıklığın ortadan kaldırılmasını ifade etmektedir. Borca batıklık ortadan kaldırılabilmelidir ki ortaklık hakkında iflasın açılması önlenebilsin. Amaç, ortaklığın bir tüzelkişi olarak varlığını sürdürebilmesinin sağlanması, bunun içinde karlılığa yeniden kavuşturularak yeniden işletmesini sürdürecek ve kar elde edecek duruma getirilmesidir. Yani borca batıklığın bertaraf edilmesi sınırları aşılmalı ve ortaklığın istikrarlı bir biçimde ekonomik fonksiyonunu yerine getirmesi de sağlanmalıdır. Hatta likitide varlık darlığı da ortaklığı kısa zamanda yeniden borca batıklığa sürükleyebileceğinden ortaklığın likidite sorununu çözmesi de bu anlamda iyileştirme kavramına dâhildir. Bu durumda sadece borca batıklığı gidermeye hizmet eden taahhütlerin artırılması veya sermayenin tamamlanması gibi finansal çözümler çoğu kez yeterli olmayacak işletme stratejisi ve organizasyonun geliştirilmesi gibi iyileştirme tedbirlerin de göz önüne alınması gerekecektir.


İyileştirme Projesi


Mahkemenin şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin mevcut olup olmadığı konusunda kanaate varabilmesi için erteleme talebi ile birlikte mahkemeye iyileştirme projesinin sunulması gerekmektedir. Erteleme kararının alınabilmesi için yukarıda belirtmiş olduğumuz iyileştirme kavramının anlamı ile bağdaşan sadece ortaklığın borca batıklıktan kurtulmasını sağlayıcı değil bununla birlikte tüzel kişilik olarak devamını da sağlayıcı tedbirleri içeren bir proje mahkemeye sunulmak zorundadır. İflasın ertelenmesine karar verebilmesi için mahkemenin iyileştirme projesini ciddi ve inandırıcı bulması gerekir. Pek tabiî ki işletme hukukuna, işletme bilimine ilişkin hangi tedbirler alındığında bir sermaye şirketinin rehabilite edileceğini bilmesi hâkimden her zaman beklenemez. Zira bu hukukun dışında kalan teknik bir bilgidir. Durum böyle olunca bilirkişilik kurumuna çok büyük görev düşmektedir. Söz konusu bilirkişinin yapacağı iş, sadece bir bilânçoda aktiflerin ve pasiflerin durumunu özetlemek ya da statik bir bilânço analizi yapmak değil, bilakis dinamik bir bilânço analizi yapmak, bir nakit akış tablosu çıkarmak kısacası uygulanabilir bir projeksiyon hazırlamaktır.

Ortaklık borca batıklık halinde olduğu için mali durumun iyileştirilmesi ortaklığın öz kaynaklarının arttırılmasına bağlıdır. Mali iyileştirme öz kaynaklar miktarının yükseltilmesi, sağlanan yeni kaynaklarla ortaklığın gerçek aktiflerini arttırmak veya ortaklığa ait borçları azaltmak yollarından biriyle gerçekleştirilebilir. İflasın ertelenmesini talep eden, hangi tedbirlere başvurularak ve hangi süre içinde borca batık olma durumunun sona ereceğini, iyileştirme projesini ve bu projenin ciddi ve inandırıcı olduğunu ispata yarayan bilgi ve belgeleri mahkemeye sunmalıdır. Pay sahiplerinin ortaklığa yeni kaynak temin etme vaatleri. Mahkemeye ayrıca defter değerleri esas alınarak düzenlenmiş ara bilânço ve bundan önceki yıllık bilânçoların, aynı şekilde kar zarar hesaplarının ( gelir tablolarının ) da sunulması gerekir. Zira hâkim bu sonuç açıklama bilânçolarından ve hesaplarından ortaklığın kar zarar durumunun nasıl bir gelişme gösterdiğini görme fırsatı bulur ve iyileştirme projesinde yer alan tedbirlerin ciddi ve inandırıcı olduğunu tespitinde yararlı olur. Zira İİK m.179 da sadece belgelerin değil bilgilerin de mahkemeye sunulması zorunluluğu düzenlenmiştir. Bununla birlikte borca batıklık tespit bilânçosunun da sunulması gerekmektedir.

İflasın Ertelenmesi kararı sonucunda alacaklıların durumu daha kötü bir duruma gelmesi gerekir.


Ortaklık borca batık olduğundan iflasın derhal açılmasına karar verilseydi alacaklılar alacaklarını tam olarak alamayacaklardı. Erteleme kararı verilmekle alacaklılar bu kısmi tatminden dahi erteleme süresi boyunca yoksun kalacaklardır. İflasın ertelenmesi sonucu alacaklıların katlanmak zorunda kalacakları zarar, erteleme kararı verilmeden derhal iflas kararı verilmesi durumunda katlanacakları zarara göre daha fazla ise, iflasın ertelenmesi kararı mahkemece reddedilmelidir.

Bu düzenlemelerin esas amacı yaşama kabiliyeti olan sermaye şirketlerinin ve/veya kooperatiflerin iflasını önlemek ve iyileşme ümidi olan şirketlere son bir imkân daha tanımaktır. Bu çerçevede kurumun doğru işleyebilmesi için kural ve kaideleri 4949 sayılı kanun ile düzenlenmiş olup uygulamalarda farklılıklar görülmektedir.

Kaynak:İflasın Ertelenmesi Şartları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Aydın Musaballı'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

ZEKİ ÖZKAN


SMMM / İMED Danışma Kurulu Başkanı







 
4 boş iş pozisyonu
Bu bölümden yararlanabilmeniz için giriş yapmanız gerekmekte!
 
İlan panosu
 
Emlak
Vasıta
Eşya
Özel ders
Diğer
 
Alışveriş
 
Mağaza
 
 
Bugün Doğanlar
 
 
 

 
 
  :: Site Haritası:: Gizlilik Şartları:: Yasal Uyarı