YAŞAMDA VE İŞ HAYATINDA "HAYIR" DİYEBİLMEK
İş arkadaşınız sizden yardım istemiş ve siz onun işini yaparken, o telefonda arkadaşıyla sohbet etmektedir ve bu ilk defa olmuyordur. Mağazadan çıkar ve kendinize kızarsınız: "Bu pantolonu beğenmemiştim, neden satıcının ısrarlarına dayanamayıp aldım ki?" Bir bakarsınız ki, bir damlacık çocuğun her istediğini yapan bir esir haline gelmişsiniz. Bizi adeta bir "kurban" haline getiren bunlara benzer durumların tek nedeni HAYIR diyememektir. Oysa hayır demenin iletişimimizde önemli bir yeri vardır. Örneğin: çocuğunuza hayır derseniz; hayatın limitleri olduğunu öğrenir, korunduğunu hisseder, dengeli olduğunuz için size güven duyar.
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
Her şeye "evet" dersek, etrafımızdakilerin bizi onaylayacağını, beğeneceğini, "hayır" dediğimizde ise dışlanıp önemsenmeyeceğimizi sanırız. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanları kırmamak, gücendirmemek endişesiyle de "evet", "peki" deriz. Aslında; onaylanmak, beğenilmek insanların en önemli ihtiyacıdır ve böylesi bir ihtiyaç duymaktan daha doğal bir şey olamaz. "Evet" yaklaşımı, bizi başkalarıyla işbirliği yapmaya, dayanışma göstermeye yöneltir ve bu çok güzeldir.
Ancak, bazen bu "evet" lerin dengesi kaçar, kendimize saygımız yıpranır, kendi ihtiyaçlarımıza ve ilkelerimize sırtımızı döndüğümüz için kendi kendimizi yer hale geliriz. Sonuçta, tam tersi bir etkiyle: onaylanmayı beklerken, dikkate alınmamaya; saygı beklerken, buyrukları yerine getirmeye; gücendirmeyelim derken, doğru olarak gördüğümüz bir ilkemizden uzaklaşmaya başlarız.
HAYIR DEME TAKTİKLERİ
Bazı kişiler taleplerinin yapılmamasını, söylediklerinin kabul edilmemesini, kendilerine yönelik bir saldırı veya hakaret gibi algılarlar. Bazen "hayır" demek; işten atılmayı, eşinizden ayrılmayı veya çok sevdiğiniz bir dostunuzun küsmesini getirebilir. Bu nedenle kendimizin ve karşımızdakinin hak ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hayır diyebilmek iletişim ustalığıdır. Hayır ve Evet kararını "Benim ihtiyaçlarım ve karşımdakinin ihtiyaçları Terazisi"nin kefelerine bakarak verebiliriz. Karşınızdakinin talebine vereceğiniz cevap konusunda kararsızsanız, terazinin kefelerine bakınız. Terazinin kefesi sizden yana ağır basıyorsa, son dönemlerde kendi ihtiyaçlarınızı öne almışsanız, onun isteğine "evet" demek zamanı gelmiştir. Fakat terazinin kefesi ondan yana ağır basıyorsa, son zamanlarda onun isteklerini yapmış, kendi ihtiyaçlarınızı ihmal etmişseniz "hayır" demek bencillik değil, akıllılıktır. İlkelerimiz yaşam felsefemiz ve değerlerimiz de evet ve hayırlarımızı belirleyicidir. Her insanin, her ailenin bir değerler sistemi, ilkeleri ve yaşam felsefesi vardır ve bize evet-hayır kararlarımızda rehberlik ederler.
Çocuklarımıza küçük yaştan itibaren bu ilke, değer ve anlayışlara göre "evet" ve "hayır" demiş ve onlara bunlar temelinde "hayır" demeyi öğretebilmişsek; en delişmen oldukları buluğ çağında bile dışarıdan gelen kötülük çağrılarına karşı kendilerini koruyabilirler. Alkol, uyuşturucu veya cinsel istismar konularında genç kız ve delikanlıların "hayır" diyemedikleri için kötü durumlara düştüklerini biliyoruz. "Hayır" en uygun şekilde nasıl telaffuz edilebilir? Sandviç Yöntemi’ni kullanabilir, hayır’ ınızı üçe bölebilirsiniz.
-Sandviçin alt kısmı: Size iletilen talebi kendi sözcüklerinizle ifade edin. "Alışverişe çıkacağın için çocuklarını bana bırakmak istiyorsun."
-Sandviçe lezzet veren katık: Kabul etmediğinizi ve nedenini belirtin. "Bütün hafta çok yorulduğum için bugün dinlenmeye ihtiyacım var."
-Sandviçin üst kısmı: Reddinizin karşınızdaki açısından hazmedilmesini sağlayacak bir şeyler söyleyin. "Gelecek hafta bir gün gene alışverişe gitmek istediğinde çocuklarına göz kulak olurum."
Sizden, kredi kartı borcunu, kirasını, taksitini ödemek için borç isteyen arkadaşınıza; sana borç verirsem, sonunda dostluğumuz bozulur, ben seni kaybetmek istemiyorum diyebilirsiniz.
Buna, "hayır" kelimesini kullanmadan hayır deme becerisi de diyebiliriz.
Sürekli başkalarının isteklerine boyun eğen bir insan, bir de bakar ki, kendi hayatı cehenneme dönmüş. Böyle bir insanin karşısındakini dinleyecek, empati gösterecek, duygularını "ben" diliyle ifade edecek hali kalır mı? Kısacası, böyle bir kişi sağlıklı ve etkin bir iletişim kuramaz.
Unutulmaması gereken en önemli nokta: Her "hayır", bir başka şeye "evet" demektir! İstemediğimiz halde, bizi sürekli bir şeyleri yapmamız için zorlayanlara yönelik "hayır", kendi ihtiyaçlarımıza "evet" anlamına gelir.
Doğru bulmadığımız, ilkelerimize ters düşen talepleri reddetmemiz dürüst ve huzurlu bir yaşamı seçtiğimizi gösterir. Sürekli kendi işini bize yıkmaya çalışan iş arkadaşımıza "hayır" dediğimizde, kendi işimizi daha iyi yapar hale geliriz.
Özetle, "hayır" diyebilmek; kendi hayatımızın iplerini elimize almak demektir.
HAYIR DEME TEKNİKLERİ
Vücudunuzu gevşetin, anksiyetinizi denetim altına alın, otomatik düşüncelerinizi ve derindeki kanılarınızı değiştirin, kendinizi kanıtlayın. Artık oyun sırası sizde!
1-Bozuk Plak
Tüm engellemelere rağmen, görüşlerinizde direnmenizi sağlar. Bunları karşınızdaki anlayana dek, sürekli ve kararlı bir şekilde dile getirin. Akıntılara rağmen rotasını izleyen bir tekne gibi, düşüncelerinizi sükûnetle bildirin. Muhatabınız, direncinizi kıramayacağını kavrayana kadar da tutumunuzu sürdürün.
Örneğin; ateşli olduğunuz halde, kendisiyle yemeğe çıkmanız konusunda ısrar eden bir arkadaşınıza şöyle yanıt verebilirsiniz. (Her şey iyi bir direnmeye bağlıdır)
Siz: Bu yemeğin günler önce kararlaştırıldığını biliyorum. Ama, 38 derece ateşim var, dışarı çıkamam.
O: 38 derece pek yüksek bir ateş sayılmaz.
Siz: Belki senin için öyle ama ben ayakta duramıyorum.
O: Yemeği kısa tutabiliriz, sen de erken yatarsın.
Siz: Keyifsizim ve şimdi yatıp dinlenmeye ihtiyacım var
O: Haydi, gelip seni arabayla alayım.
Siz: Çok naziksin ama ateşim var, yorgunum ve sokağa çıkmamam gerekiyor.
O: Bir piknik sepeti hazırlayıp sana geleyim, çok hoş olur.
Siz: İlaç aldım, daha şimdiden uyku bastırdı.
2-Sis Perdesi
Bozuk plak tekniği yetersiz kalırsa, kendi görüşünüzü koruyarak, olası eleştirileri kabullenir gibi görünen sis perdesi tekniğini kullanabilirsiniz. Sizinle buluşmak konusunda ısrar eden arkadaşınızın, sinirlenmeye ve sertleşmeye başladığını varsayalım.
O: Seni göreceğime seviniyordum.
Siz: Umarım, başka bir sefere!
O: Bunun için başka bir daveti reddettim.
Siz: Bundan eminim.
O: Daha önceden söylemiş olsaydın, başka biriyle buluşabilirdim.
Siz: Sana haber vermeliydim ama her şeyi düşünemiyorum.
O: Gecemi berbat ettin.
Siz: Haklısın, haklısın.
O: Hiç de nazik değilsin.
Siz: Bazen kaba da olabiliyorum.
O: Hep de bana çatıyor.
Siz: Haklısın, hep sana rastlıyor.
O: Hiç çaba göstermiyorsun .
Siz: Bu akşam çaba gösterecek durumda değilim.
Bu tür yanıtlar, somut bir direnişle karşılaşmayan ve buna rağmen sizi bocalatmayı başaramayan muhatabınızın cesaretini oldukça hızlı bir biçimde kırabilir. Bu örnek, hayır dediğinizde karşılaşmak zorunda kalacağınız durumu göstermektedir. Nedir? Eleştiriye uğramak. Zayıf noktalardan biri de budur. Çünkü eleştirilme fikrine katlanamadığımızı biliyoruz. Sakin olun, gevşeyin, yüzünüze haykırılacak eleştirileri karşılamayı öğrenin. Sis perdesi tek yol değildir.
Her koşulda, size yöneltilen bir eleştiriye, başka bir eleştiriyle yanıt vermek zorunda değilsiniz. Hemen küplere binmeyin, oyuna da gelmeyin ve size ne söylendiğini dinleyin.
3-Olumsuz Soruşturma
Haksız eleştiriyi olumsuz soruşturma yoluyla yanıtlamak; sizi, sırtınıza yüklenmek istenen suçluluk duygusundan kurtarabilir. Bu yöntem yersiz bir eleştirinin gerisinde gizlenen şeyi öğrenmenizi ve daha açık sözlü bir iletişim kurmanızı sağlar. Örneğin iş yerinizde aynı odayı paylaştığınız iş arkadaşınız, sizi telefonu açık bırakmakla suçluyor.
Siz: Hayır, yanlış düşünüyorsun, bunu ben yapmadım.
O: Senden başkası olamaz. Dün akşam en son sen çıktın, bu sabah geldiğimde ise telefonu açık buldum.
Siz: Mümkün değil, telefon konusunda çok dikkatliyimdir.
O: Senden başkası olamaz. Telefonun çalışmaması pek umurunda değil sanırım. (Şimdi olumsuz soruşturmaya başlıyorsunuz)
Siz: Beni suçladığın tek şey bu mu?
O: Peki, çoğu zaman ışığı kapatmayı da unutuyorsun.
Siz: Bazen yapabilirim. Ama, davranışlarımda seni rahatsız eden başka bir şey var mı?
O: Evet, çok dağınıksın.
Siz: Bu seni neden rahatsız ediyor.
O: Masamın üstünde bir evrak aradığında, sonradan hiç bir şeyimi bulamıyorum.
Siz: Eşyalarına dikkat etmeye çalışırım.
O: Teşekkür ederim, iyi olur.
(Konuşma tartışma havasından uzaklaşınca)
Siz: Ancak telefona gelince, onu açık bırakan ben değilim.
O: Haklısın, temizlikçi kadında da anahtar olduğunu düşünmemiştim. Suç belki de ondadır.
Örneğimizin sonunda görüldüğü gibi arkadaşınız üslup değiştirebilir, aksi olup suçlamasını sürdürürse, fikrinizde direnmeli, konuşmayı kesip soruşturmanızı derinleştirmelisiniz. Aksi takdirde temellendirilmiş bir eleştiri, hele saldırgan tarzda dile getirilirse, bunu yanıtlamak hiç de kolay olmaz.
4-Olumsuz Doğrulama (Tasdik)
Bu teknik, kendinizi doğrulamanızda yardımcı olabilir. Kendinizi sertlikle savunmamaya, karşınızdakinin görüşünü kabule ve tabii ki, durumunuzu sakince açıklamanıza dayanır. Örneğin; tatili ailenizin yanında geçiriyorsunuz. Sizden bahçede çalışmanız isteniyor. Reddediyorsunuz. Aileniz, günlük işlerde yardımcı olmadığınız için sizi eleştiriyor ve bu konuda oldukça haklılar. Gururla kabuğunuza çekilmektense, onları haklı bulduğunuzu ve anladığınızı söyleyin. Bütün bir yıl çok yorulduğunuzu, dinlenmeye ihtiyaç duyduğunuzu; ama, eleştirilerin de çok isabetli olduğunu ve biraz toparlanınca yardım edeceğinizi anlatın. Böyle bir açıklama, genellikle çatışmayı sona erdirir ve suçluluk duygunuzun azalmasını sağlar.
5-Kendi Hakkında Bilgi
Kendi hakkında bilgi vererek, duygular ve sorunlar samimiyetle ortaya konur. Bu, uzlaşmaz bir kavgacının dışında, muhataplarımızın gözünde, kişinin insani niteliklerini ön plana çıkarır. İçtenlikle, kuşkusuz kendini küçültmeden, kusurlarını ve sıkıntılarını bilerek kendini anlatma, kişiyi ötekine daha çok yaklaştırır. Kim mükemmel olmakla övünmez ki? Kim, hiç düş kırıklığına uğramamış ve zor anlar yaşamamıştır ki? Ailenize; kendinizi ve yorgunluğunuzun geçici olduğunu anlatırsanız, sizi daha iyi anlayacaklardır.
6-Öteki Hakkında Bilgi
Ailenize, buna benzer dönemleri atlatıp atlatmadıklarını ve o sırada nasıl davrandıklarını sormanız da mümkündür. Böyle; deneyimlerine, yaşamına ve söz konusu konuyla bağlantı kuran öteki hakkındaki bilgi edinme soruları, yakınlaşma yaratır, ilişkinin yapısını pekiştirir ve iletişimi kolaylaştırır.
7-Orta Çözümde Uzlaşma Teklifi
Bu teknik, genellikle gerilimi azaltır ve zorlukları ortadan kaldırır. Ama, teklif her iki taraf için de kabul edilebilir olmalıdır. İki farklı tavır arasında doğru dengeyi bulmak, kırgınlıkları önler. Hem siz, hem öteki kazanır, kaybeden yoktur, karşılıklı bir denge kurulur. Bahçeyle daha sonra ilgileneceksinizdir ve aileniz bunu yapacağınızı bilir. Kısaca herkes memnundur.
Tekniklerdeki ortak payda sizinde dikkatinizi çekmiştir.
Güvenli biçimde ifade. Ben cümlesi kurun, sesinizin tonu ile yüksekliğinin ve beden dilinizin de konuya verdiğiniz önemi yansıtmasına dikkat etmeyi ihmal etmeyin. Karşı tarafı işittiğinizi ve anladığınızı belli edin ama durumunuzu korumakta ısrarlı olun.
Karşı taraf çeşitli nedenler gösterecek, sizin mantığınızı çürütmeye çalışacak, yalvaracak, surat asacak, kendinizi suçlu hissetmenize neden olacak her türlü duygusal şantajı kullanacak, sizi pes ettirip istediğini yaptırmaya çalışacaktır. Sizin iki seçeneğiniz vardır:
-Esnek davranıp her iki tarafın üzerinde anlaşabileceği bir çözüm bulmak,
-Karşınızdaki ne kadar mantıklı gerekçeler ortaya koysa da silahlarınızı bırakmamaya çalışacağınıza mı karar vermek.
Karar verirken "Hayır" dediğinizde, karşınızdaki insanı değil, belirli bir isteği reddetmekte olduğunuzu hatırınızdan çıkarmayın. Konuşma boyunca karşınızdakine saygı gösterin ancak kendi haklarınızı da göz ardı etmeyin.
Hüsniye Çelik
İMED İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi
Eğitim Danışmanı
Tel 0232 330 52 45