HABER BÜLTENİ
 TEMMUZ - AĞUSTOS 2003                                                                         SAYI:195
Bulten Ana Sayfa
Şubelerimiz'den 
Üyelerimiz'den
Üyelik Avantajları

2002 - 2003 Eğitim Öğretim Dönemi Mezuniyet Töreni


-- İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsü'nde 2002-2003 Eğitim-Öğretim yılı 49. Dönem mezuniyet töreninin coşkusu yaşandı. Enstitümüz, 158 yeni mezununu iş hayatına kazandırmanın gururunu, 28 Haziran 2003 Cumartesi günü saat 18:30'da başlayan geleneksel Mezuniyet Töreni ile gerçekleştirdi.

-- Enstitü Müdürümüz Prof. Dr. Cengiz ERDAMAR'ın yapmış olduğu açılış konuşmasını, yaşanan coşkulu günün önemini özetlemesi sebebiyle, sizlerle paylaşmak istiyoruz.

-- “Sayın Rektör Yardımcısı, Sayın Dekan Vekili, Onur Konuğumuz Fıratpen Yönetim Kurulu Başkanı, İşletme İktisadı Mezunlar Derneği, Personel Yönetimi Derneği, Uluslararası Nakliyeciler Derneği, Uluslararası Anadolu ve Trakya Otobüsçüler Derneği Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Değerli Öğretim Üyelerimiz, Basın Mensupları, Konuklarımız, Mezunlarımız ve sevgili Öğrencilerimiz, İşletme İktisadı Ensititüsü'nün 2002-2003 Eğitim-Öğretim dönemi mezuniyet törenine hoş geldiniz.

-- Bugün 13.000'i aşan mezunlarımızın arasına, Türk iş hayatına, 158 gencimizi uğurlamanın sevincini yaşıyoruz. Genel ve özel işletmecilik alanlarında lisans sonrası eğitimini başarıyla tamamlamış bulunan 158 yönetici adayımız, 49 yıllık birikimi olan İşletme İktisadı Enstitümüzün, toplumumuza kazandırdığı çok değerli bir armağandır.

-- 2002-2003 Eğitim-Öğretim dönemini Temmuz 2003 de tamamlayacak olan İşletme İngilizcesi programlarımızın 141 ve stajlarını Eylül sounda bitirince mezun olmaya hak kazanacak olan Turizm programlarımızın 40 öğrencisi bugünkü 158 mezunumuz arasına katılacaklardır.

-- MBA programlarımıza kayıtlı öğrenimleri halen devam eden 250'nin üzerindeki öğrencimizi de dikkate alırsak, Enstitümüz 2002-2003 Eğitim-Öğretim döneminde, toplam 600 öğrenciyi, güçlü eğitim kadrosuyla eğitmiş bulunmaktadır.

-- Yaklaşık 50 yıllık birikimi bulunan, ülkemizin İşletmecilik alanında ilk ve önder kuruluşu olan Enstitümüz, Üniversite sanayi işbirliğinin önemini, kurulduğu günden bu yana sürekli olarak vurgulamıştır.

-- Sadece tek tek işletmelerle değil, aynı zamanda değişik meslek kuruluşları ile ilişkilerini sürdürerek bugüne kadar gelmiş bulunan Enstitümüz, şu an itibariyle Personel Yönetimi Derneği ve Uluslararası Nakliyeciler Derneği ile işbirliği halinde İnsan Kaynakları Programı ile Lojistik Yönetimi ve Ulaştırma İhtisas Programını sürdürmektedir. 2003-2004 Eğitim-Öğretim Döneminden itibaren ise, bu iki programa ek olarak, Uluslararası Anadolu ve Trakya Otobüsçüler Derneği ile işbirliği halinde Karayolu Yolcu Taşıma İşletmeciliği Programını başlatmayı kararlaştırmıştır.

-- Enstitümüz, Eğitim faaliyetlerini Avcılar Kampüsündeki bu merkez binamızda, Taksim Gümüşsuyu'ndaki eğitim merkezimizde ve UND'nin Mecidiyeköy'deki eğitim merkezinde yürütmektedir. Önümüzdeki yıl bu eğitim merkezlerine UATOD'un Bayrampaşa Otogar'daki eğitim merkezi de dahil olacaktır.

-- Gündüz, gece, hafta sonu olmak üzere her zaman diliminde, Türkçe ve İngilizce dillerinde yürütülen İşletmecilik eğitimi veren programlarımızın yelpazesi sürekli olarak değişen ve gelişen ülkemiz ve iş hayatımız gereksinimlerini etkin olarak karşılamaktadır ve gelecekte de karşılacaktır.

-- Sevgili Öğrenciler; Enstitümüzden almaya hak kazandığınız diplomaların, sertifikaların sizlere yüklediği önemli sorumluluklar vardır.

-- Dünyada ve özellikle ülkemizde ekonomik krizin etkilerinin devam ettiği bu günlerde, sizlere düşen sorumlulukların her zamankinden daha ağır olduğunun bilinci içinde olmalısınız.

-- Enstitümüzde edindiğiniz bilgiler, hayat görüşü, aldığınız işletmecilik nosyonu, açılan yeni ufuklar, iş hayatındaki başarılarınız için çok önemli değerler olacaktır.

-- Eğitim belirli bir dönemle sınırlı değil, yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Hepimizin her gün öğreneceği çok şey vardır. Bu köklü ve çağdaş kurumda aldığınız bilgi ve becerileri sadece iş hayatında uygulamakla kalmayıp, kendiniz geliştirmek ve çevrenize bu bilgileri yaymak için de kullanmalısınız. İşletme İktisadı Enstitüsü Mezunları arasına katılırken bu güçlü grubu bir çatı altında toplayan İşletme İktisadı Enstitüsü Mezunlar Derneği ile güç birliği yapmanız 13.000 kişilik gruba etkin bir şekilde katılmanız hem size hem de kurumumuza büyük güç katacaktır.

-- Elli yıldır Türkiye'ye yöneticiler yetiştiren Enstitümüzün mezunları ! Hayatınızda yeni bir dönemin başladığı bu günde, tüm öğretim üyesi arkadaşlarım adına, sizleri candan kutlar, hepinize başarılar dilerim. “


İMED Genel Başkanı Zeki ÖZKAN'ın Mezuniyet Töreni Konuşması

Sayın Rektör Yardımcısı, Sayın Dekan Vekili, Sayın Enstitü Müdürü, Sayın Hocalarım, Değerli Konuklar, Sevgili Arkadaşlar;

1957 yılında Enstitünün ilk mezunlarının kurmuş oldukları ve halen 47. yılını yaşayan İMED , İstanbul Genel Merkezi, Ankara ve İzmir şubeleriyle, yurt içi ve yurt dışı temsilcilikleriyle, Bakanları, milletvekilleri, devlet yönetim kademelerindeki üyeleri, ülkemizin kalkınmasında emeği geçen sanayicileri ve her sektörde yöneticileri bulunan bir sivil toplum kuruluşudur.

Bunları yetiştiren hocalarımızın da mensubu oldukları, sosyal sorumluluk bilinci içerisinde aktif bir şekilde faaliyetlerini sürdüren bu güzide Sivil Toplum Kuruluşu'nun başkanı olmaktan ve bu sıfatla sizlere hitap etmekten onur duymaktayım.

Bu vesile ile İMED 'in günümüze kadar başarılarında emeği geçen herkese, bilgi ve emekleriyle, yetişmemizi sağlayan, başarılarımızın temelini oluşturan hocalarımıza, huzurlarınızda minnet duygularımı sunarken, aramızdan ayrılanlara da rahmet diliyorum.

Birçok meslek derneklerinde aynı yapıda üyelere rastlanırken İMED 'in meslek grubunu, renkliliğini ve çeşitliliğini başka derneklerde bulabilme şansı son derece azdır. İMED 'i ülkemizin zengin mozaik görünümlü kültür yapısına benzetmek de mümkündür. Bu zengin yapı, sizlerin de katılımıyla daha da artarak devam edecektir.

Sevgili arkadaşlar;

Bugünden başlayarak;

• Tüm kuvvet ve dikkatimizi işimize verelim ve çok sıkı şekilde çalışalım,

• Zamana büyük ölçüde önem verelim ve her dakikasından yararlanmaya gayret edelim,

• Hiçbirşeye üşenmeyelim, sonra yaparım demeyelim,

• Dikkatimiz neredeyse, kudret ve kuvvetimizin orada olacağını düşünelim,

• Davranışlarımızı başkaları “iyi” desin diye değil, kendi içimizin bize “iyi” demesi için yapalım,

• Sürekli kendimizi yenileyelim,

• Olumsuz sonuçlar karşısında hemen yenilgiyi kabul etmek yerine, yeni girişimlerde bulunalım,

• Şartlar ne olursa olsun mücadeleyi bırakmayalım,

• Mesleki ve genel kültür bilgimizi ara vermeden arttırmaya ve disiplinli bir kafa yapısına sahip olmaya çalışalım,

• Her iş ve hareketin ancak ve sadece ancak ve sadece bizim gayretimizle gerçekleşebileceğini unutmayalım.

Sizlerin mutluluğunu paylaşma fırsatını sağlayan Sn. Dekanımız ve Sn. Enstitü Müdürümüz başta olmak üzere tüm emeği geçenlere İMED adına teşekkürlerimi sunar, sevincinizi ve heyecanınızı paylaşmak adına mezuniyetinizi tebrik ediyor, mezun olarak göstermiş olduğunuz başarınızın devamlı olmasını diliyorum.

Saygılar sunarım.


Mezuniyet Töreninden Fotoğraflar


1.Dönem İ.İ.P Mezunu ve İMED Geçmiş Dönem Başkanı Sn. Daim Demircan

1.Dönem İ.İ.P. mezunu Sn. Salih Zeki Pamukoğlu

İMED Standından...

Konuklar...

Dönem ikincileri toplu halde...

Dönem üçüncüleri toplu halde...


1956'dan Günümüze...


-- Yıl 1956, İşletme İktisadı Enstitüsünün 1.Dönemi, Yeşilköy Otel Deniz Park Büyük salonunda, toplantı halindeyiz. Tartışılan konu Mezunlar Derneği'ni kurmak ve bu derneği sembolize edecek bir rozet yaptırmak. Bu konuda ortaya atılan çeşitli fikirlerin, en uygun ve olumlu bir noktaya yaklaşmasını sağlayan Case Metodla problemi halletmiş ve ana konularda birleşmiş olmamız bizim ilk başarımız olmuştu.

-- Hatırladığım kadarıyla o zamanki öğretim üyelerinden Sn. Nezih Neyzi, Sn. Şakir Ağanoğlu ve Sn. Zeyyat Hatipoğlu'nun da yardımlarıyla dernek statüsü hazırlanmış ve kurucuları seçilmişti. Bu kurucular arasında bende vardım.

-- Sıra rozet işine gelmişti. Rozetimizin, Derneğin amaçlarını yansıtacak bir şekilde olması ve bir anlam ifade etmesi isteniyordu. Bu işi ben üzerime almıştım.

-- Şekil itibariyle, bir daire çerçevenin sağ yanına yarı daire boyunca bir dişli sol yanına bir buğday resmi, ortadaki boşluğa ise İşletme İktisadı Enstitüsü'nün baş harflerini yerleştirmek suretiyle çizdiğim bu rozet modelinin anlamı, dişli resmi sanayi, başak resmi ziraat işletmelerini ve ortadaki, İİE baş harfleri de dikkatlice bakılırsa 2 bacasından duman çıkan bir fabrikayı sembolize etmekte idi.

-- Lacivert zemin üzerine sarı yaldızla, Teknik ressam bir arkadaşıma son şeklini çizdirdiğim rozet resmi, Enstitü İdarecileri tarafından uygun görülmüş ve o zamanki Amerikalı öğretmenlerimiz tarafından çok beğenilmiş olduğundan 500 adet yurt dışında imal ettirilerek bedelsiz olarak cemiyetimize hediye edilmiş ve ayrıca teknik ressam için 50 Lira mükafat verilmişti.

-- Bu tatlı hatırayı hiç unutamam. Derneğimizin ilk yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığım birkaç yıl zarfında Yönetim Kurulu toplantılarının yapılabilmesi ve çalışmaların sürdürülebilmesi için bize İktisat Fakültesi Kütüphanesini Dernek Merkezi olarak tahsis eden ve müzaharetlerini esirgemeyen Sn. Mehmet Oluç, Sn. Kemal Tosun, Sn. Feridun Özgür'e burada da sonsuz minnet ve teşekkürler edeer kurduğumuz derneği devam ettirmek ve daha da yükseltmek için büyük çaba sarf eden şimdiki Yönetim Kurulu Başkan ve Üyelerinin üstün başarılarının devamını dilerim.

M. Haluk BORMAN

* Sn. BORMAN'a derneğimize bağışladığı belgeler için teşekkür ederiz.

 

-- 28-Haziran-2003 tarihinde yapılacak mezuniyet töreni davetiyesini aldığımda çok sevindim.. Herşeyden evvel hemen Programlara baktım. İşletmecilik İhtisas Programı, Uluslararası İşletmecilik İhtisas ProgramıYönetici Geliştirme Programı,İnsan Kaynakları Yönetim Programı, Lojistik Yönetimi ve Ulaştırma İhtisas Programı,İkinci Öğretim İşletme Yöneticiliği Tezsiz Yüksek Lisans Programı.

İşletmecilik Programının 46. olduğunu okuyunca çalıştığım ofiste Hukuk Doktorası iplomamın yanında asılı duran 1. İşletmecilik İhtisas Programının tarihine baktım.Ben bu programı 30-Mayıs-1958 yılında Pekiyi derece ile bitirmişim.Yani bundan 45 yıl önce. O zaman sadece İşletme İhtisas Programı ve işletmelerden gelen ve yatılı olarak 3 ay süre ile yapılan Orta Sevk İdare programı vardı. Aradan geçen 45 yıl içerisinde İşletme İktisadı Enstitüsü o kadar başarılı çalışmış ki bu programları yapmağı başarmış ve bu eğitim yılında da üniversite mezunu 158 genci mezun ederek Türk iş hayatına kazandırmış. Pırıl pırıl 158 genç işletmeci ve dereceye girenler şiltlerini ve diplomalarını İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İşletme İktisadı Enstitüsü Müdürü ve Onur Konuğu, öğretim üyelerinden ve Mezunlar Derneği olan İMED Başkanının elinden aldılar. Cüppelerini giymiş bu gençlerin hep birlikte keplerini havaya atmaları görülecek bir manzaraydı.

-- Törenin sonuna doğru Enstitü Müdürü talebem Prof. Dr. Cengiz Erdamar'ın beni birinci İhtisas Programı mezunu ve Fakültenin emekli öğretim üyesi olarak topluluğa tanıtması ve söz vermesi beni çok onurlandırdı ve gurur verdi. Benim sınıfımdan bir kişinin daha orada olduğunun bildirilmesi ise bir sürpriz oldu. Gerçekten 1. Sertifika İhtisas Programından sınıf arkadaşım Zeki Pamukoğlu'nun orada olması ve konuklara hitap etmesi herkesi mutlu etti.

Tören bitince mezunlar, öğretim üyeleri ve misafirler, hazırlanan büfe de ağırlandılar. Herşey fevkalade güzel hazırlanmışdı. Başta İşletme İktisadı Enstitüsünün değerli Müdürü Prof. Dr. Cengiz Erdamar olmak üzere tüm öğretim üyeleri ve görevlileri kutluyorum.

-- Burada şu malumatı vermeği de bir görev biliyorum İMED ' in 1957 tarihinde ilk kurucu Başkanı Sayın Haluk Borman'dı. Kendisi Sümerbank'tan, yatılı olarak Yeşilköy Otel Deniz Park da yapılan programa iştirak etmişti. 1958 yılında yapılan Olağan Genel Kurulda ben Dernek Başkanı oldum. 1959 yılı Eylül ayında Amerika İndiana Üniversitesine Vak'a eğitimine gidinceye kadar Başkanlık yaptım. Benden sonra Sayın Sedat Akay Başkan oldu.

Şimdiki Genel Başkanımız Sayın Zeki Özkan'ın, İşletme İktisadı Enstitüsü ile yakınen ilişkisi hem Dernek için ve hem de Enstitü için gerçekten çok yararlı olmuş ve olmakta. Başkanı ve diğer Dernek Yöneticilerini kutluyorum.

İşletme İktisadı Enstitüsünün ve İşletme İktisadı Enstitüsü Mezunlar Derneğinin yarım asırlık bu başarılarını görebilmiş bir mensubu olarak çok mutluyum ve gururluyum.

Saygılarımla

Dr. Daim DEMİRCAN

Not: Bültenimizin bundan sonra ki sayılarında yer alacak “Geçmişten Günümüze” sayfası için sizlerden kaynak olabilecek belgeleri ve anılarınızı bekliyoruz.



Etkili Dinleme - Prof. Dr. Mahmut PAKSOY

- Bilindiği gibi, hiçbir topluluk iletişim olmadan, bir başka deyimle üyelerinin arasında anlam aktarımı olmadan var olamaz. Bilgi, fikir, düşünce duygu aktarımı ancak bir kişiden diğerine anlam aktarımı sayesinde gerçekleşir. Ancak iletişim sadece anlam aktarımı değildir, aynı zamanda bu anlamın anlaşılması gerekir, yani iletişim anlamın hem aktarımını hem de anlaşılmasını iletmektedir. İletişimin olması için en az iki kişinin varlığı söz konusudur. Bir tarafta, duygusunu, düşüncesini, bilgisini gönderme durumunda olan kişi, diğer tarafta, duygusunu, düşüncesini, bilgisini gönderme durumunda olan kişi, diğer tarafta bu bilgi ve düşünceyi alacak olan kişi vardır. Etkili bir iletişim , gönderen kişinin gönderdiği şey ile kastettiği anlama, alıcının da aynı anlamı vermesi ile gerçekleşir. Bunun sağlanması için de gönderici kendini alıcı ya da alıcıların yerine koymalı, onların anlayacağı şekilde mesajını formüle etmelidir. Buna iletişimde empati diyoruz. Hayatın her alanında karşımıza çıkan bir süreç olan iletişimin işletmelerde önemli bir yeri vardır. İşletmelerde işlerin başlatılması, yürütülmesi, durdurulması iletişim olmadan gerçekleşemez. İletişim iki birey arasında sözcükler, ses tonu, yüz ifadesi, duruş ve diğer yollarla gerçekleşir. Daha öncede değinildiği gibi iletişim sürecinin etkinliği, iletilen fikir ve duyguların açıkça iletilmesinin yanında, alıcı tarafından bunların açıkça anlaşılmasına da bağlıdır.

- Mesajların niteliğine göre iletişim, sözlü, yazılı, sözel olmayan ve elektronik iletişim şeklinde ayrılabilir. Sözlü iletişim de, mesajın iyi bir biçimde anlaşılması da etkili bir dinlenmeye dayanır.

- İletişim açısından etkin konuşma ve yazma ne kadar önemli ise, iletişim sürecinde dinleme de bir o kadar önemlidir. İletişimde en çok ihmal edilen konuların başında “dinleme” konusu gelmektedir. Dinleme, esas olarak; sözlü-sesli iletişimle ilgili bir konudur.

- Aslında bir çok kişi dinleme becerilerini çok ciddiye almamakta; duymayı, dinlemeyle karıştırmaktadır. Duymak, ses titreşimlerini almak demektir. Dinlemek ise, duyduklarımızdan bir anlam çıkarmaktır. Dinlemek sesli uyarılara dikkat etmek, onları anlamak-yorumlamak ve hatırlamak demektir.

- Aslında göndericinin bilgiyi kodlamasını esas olarak dil ve sözel olmayan ipuçları etkilerse de, dinleme de kod çözümünün bir parçasıdır. Alıcılar genelde beş şekilde dinleyebilmektedirler.

- Yönlendirici : Dinleyici (alıcı) konuşmayı yönlendirir.

- Yargısal : Dinleyici konuşmaya kişisel değer yargılarını katar.

- Araştırıcı : Dinleyici, ana konuları incelemek için çok soru sorar.

- Kolaylaştırıcı : Dinleyici, konuşmacının sorunlarını önemsemez ve anlaşmazlıkları çözüme zorlar.

- Empatik / Aktif : Dinleyici, genellikle dinlediklerinin tarafsız olarak özetini sunarak, sorunları çözmeye elverişli bir ortam oluşturmaya çalışır.

- Kişiler, iletilen mesaja gereken dikkati gösterdiğinde ya da sözel mesaja eşlik eden sözel olmayan ipuçlarını göz ardı ettiğinde dinlemede yetersizlikler ortaya çıkabilir. Yine kişiler, mesajı kodlamakta kullanılan dili anlamadıklarında ya da mesajın kodunu çözmeye yeterli zaman ayırmadıklarında da dinleme sorunları ortaya çıkabilir. Yöneticiler ve çalışanlar, bu yetersizliklerden aktif dinleme ile, yani mesajın hem içeriğine hem de arkasındaki duygulara kulak vererek kaçınabilirler.

- Normal bir insan dakikada 125-200 sözcük süratinde konuşmaktadır. Ancak ortalama bir dinleyici dakikada 400 sözcüğe kadar anlayabilir. Bu da dinleme esnasında, beynin başka şeyleri düşünmesi (başka şeylere yönelmesi) için bol bol zaman bırakır. Bunun bir başka anlamı da, birçok kişinin bu boş zamanı doldurabilmek için kötü dinleme huyları edinmiş olmasıdır. Etkin dinlemek için bir takım beceriler geliştirmek durumundayız. Aşağıda belirtilen davranışlar rehber olarak kabul edilirse, kişiler mesajları daha etkin dinleyebilirler.

- Etkin dinleme becerileri ya da davranışları aşağıdaki gibi sıralanabilir.

- Göz Teması Sağlayın

- Konuştuğunuz zaman size bakmayan insanlara karşı neler hissedersiniz? Siz de çoğunluk gibiyseniz, bunu mesafe ya da ilgisizlik olarak yorumlayabilirsiniz. Yalnız kulaklarınızla dinleyebilirsiniz ancak diğerleri dinleyip dinlemediğinizi gözlerinize bakarak yargılarlar. Bu yüzden dinlerken konuşanla göz teması kurmak gerekir.

- Olumlu Kafa Sallamalar ve Uygun Yüz İfadeleri Sergileyin

-Etkili dinleyici, söylenene ilgi gösterir. Nasıl? Sözsüz sinyallerle. Göz temasına olumlu kafa sallamalar ve uygun yüz ifadeleri eklendiğinde, konuşana dinlediğiniz mesajını aktarmış olursunuz.

- Dikkat Dağıtıcı Faaliyetlerden ve El-Kol Hareketlerinden Kaçının

İlgi göstermenin öbür yönü, aklınızın başka yerde olduğunu gösterenhareketleri sergilememektir. Dinlerken saatinize bakmayın, sayfa karıştırmayın, kaleminizle oynamayın vs. Bu hareketler konuşana ilgilenmediğiniz ya da sıkıldığınız mesajını verebilir, daha önemlisi bu hareketler sonucu konuşan kişi, dinlemediğiniz yargısına varıp, aktarmaya çalıştığı mesajın bir kısmını kaçırdığınızı sanabilir.

- Soru Sorun

Eleştiren dikkatli dinleyici, duyduğunu analiz eder ve soru sorar. Bu davranış, mesaja açıklık getirir, anlamayı kolaylaştırır ve konuşana dinlendiğini kanıtlar.

- Aldığınız Bilgiyi/Mesajı Kendi Sözcüklerinizle Bir Kez Daha Tekrar Edin

Etkin dinleyici “Anladığım kadarıyla anlatmak istediğiniz .............” ya da “........mı demek istiyorsunuz?” gibi ifadeler kullanır. Söyleneni tekrar etmenin ne anlamı olabilir? İki neden var: Birincisi, söyleneni dikkatli dinleyip dinlemediğinizin en etkili kontrol yöntemi budur. Eğer aklınız başka yerdeyse ya da bir sonra ne diyeceğinizi düşünüyorsanız, duyduklarınızı kendi sözcüklerinizle tekrar edemezsiniz. İkincisi, konuşanın söylediklerini kendi sözlerinizle tekrar etmek ve bunu konuşana geri bildirmek, anlamının ne denli doğru olduğunu gösterecektir.

- Konuşanın Sözünü Kesmemeye Çalışın

Cevaplamadan önce bırakın konuşan kişi sözünü bitirsin. Konuşanın düşüncelerinin dolayısıyla sözcüklerinin nereye gittiğini tahmin etmeye çalışmayın, sözünü bitirince zaten anlayacaksınız. Mümkün olduğu kadar saygılı olun.

- Çok Fazla Konuşmayınız

Çoğumuz konuşmayı, dinlemeye tercih ederiz. Çoğumuz dinlemenin, insanların bizi konuşturmaları için ödenen bedel olduğu için dinleriz. Konuşma daha ilginç, sessizlik can sıkıcı olabilir, ancak aynı anda hem konuşup hem de dinleyemezsiniz. İyi bir dinleyici bu gerçeği bilir ve fazla konuşmaz.

- Konuşucu (Konuşmacı) ve Dinleyici Rolleri Arasındaki Geçişleri Yumuşak Yapın

Ders dinleyen bir öğrenci için, etkin dinleme/dinleyici çerçevesinde kalmak kolaydır. Çünkü bu durumda iletişim genelde tek yönlüdür. Öğretmen konuşur, siz dinlersiniz, ancak bu durum atipiktir. Çoğu iletişim durumunda insanlar konuşmacı-dinleyici rolleri arasında sürekli olarak gidip gelmektedirler. Bu nedenle etkili dinleyici, bu roller arasındaki trafiği yumuşak bir şekilde gerçekleştirir. Dinleme açısından bakıldığında, bu konuşana yoğunlaşarak ve konuşanı dinlerken bir sonra ne söyleyeceğinizi düşünmemekle gerçekleştirilebilir.

- Görüldüğü gibi etkin dinleme çok sabır ve dikkat isteyen bir olaydır. Ancak bu alışkanlığın kişilere kazandırılması ile özellikle sözlü iletişim daha etkin bir hale gelebilir. Bireyler arasında çatışmaların azalması, ilişkilerin daha sağlıklı hale gelmesi etkili dinleme ile mümkün olabilir.

* Sn. PAKSOY'a yazısı için teşekkür ederiz.

Perakendeci Sektörü - A. Yaman ÖZGÜN

- Türkiye'de perakendecilik sektöründe her gün değişik ürün satan mağazalar açılmaya başladı. Bunlar içerisinde tüketicinin yaşamında bir kez ihtiyaç duyacağı üründen, her gün birkaç defa ziyaret edebileceği gıdadan sağlığa kadar birçok perakendeci, sektör içinde kıyasıya bir rekabetle mücadele etmektedir.

- 1950'lilerin klasik perakendecisi olan gaz yağı bile satan bakkal, kömürcü, ayakkabıları yaparak satan, kumaşı satıp elbiseyi diken terziye kadar, sınırlı meslek gruplarından bahsetmek mümkündür.

- Oysa günümüzde semt bakkalı küçük markete, ayakkabı ve tekstilin butik ürünlerinden genel ürünlere kadar kendi mağazalarını oluşturması dışında büyük alışveriş merkezlerinde, hipermarketlerde, süpermarketlerde, departmanlı mağazacılıkta kendilerine yer bulabildiler.

- Ürün gamının genişlemesi Lojistik hizmetlerinin en uç noktalara gidilebilir olması görsel basının tanıtımda dünyadaki örnekleri ile başa baş sunumlarda bulunabilmesi ürün kalitesinin artırılmasıyla ambalaj teknolojisinin ülkemizde dünya standartlarını yakalaması bilgisayar ve internet kullanımının artması sonucunda sanal ortamda alışverişlerin artması ve benzeri faktörlerin halkaları tamamlamaya devam etmesi ile tüketicinin kendisine sunulandan daha fazlasını istemeye başlaması, perakendecilerin bu konuda daha hızlı rekabet içinde olmasını sağlamıştır.

- Küçük kentlerde ve kasabalarda bile ürün yelpazesi genişlemiş küçük market niteliğinde yeni mağazaların açılması 50 yıllık bir süre içerisinde nerede ise Çerçi'nin yerini almıştır. Büyük kentlerimizde hızla yayılan hatta büyük bir kısmını yerel niteliklerinden ulusallığa, birkaçının da ulusallıktan uluslararasına ilerlettiği süpermarket zincirleri yaşantımızın içine girmiştir.

- Gelişmiş ülkelerdeki örneklerine nazaran büyük farklılıklar göstermeyen hatta zaman zaman onların önüne geçebilen alışveriş merkezleri kendine özgü yönetim yöntemleri ile yurtdışına know-how ihraç etmeye bile başlamıştır.

- Bugün ülkemizdeki süpermarket zincirlerine baktığımızda Rusya'da, Kazakistan'da, Azerbaycan'da, Romanya'da, Bulgaristan'da değişik süpermarket zincirlerinin mağazalarına rastlamaktayız. Her şirket kendisinin gittiği ülkede başarılı olduğunu rakamlarla ve basında yansıtmaktadır. Tabii ki bunlar şirketlerin kendi iç kriterleridir. Uluslararası kriterlere baktığımızda henüz daha yolun başında olduklarını ve stratejik olarak çok önemli hatalar yaptıklarını sektörün içindeki kişiler fark etmektedir.

- Kişisel düşüncem olarak Türkiye'de etik değerlerin giderek farklılaşması ve etik değerlerin bazı konularda yön değiştirmesi sessiz çoğunluk tarafından üzüntü ile ve sıkıntı ile izlenmektedir. Etik değerlerdeki deformasyonlar II.Dünya Savaşından sonra başlayarak perakendecilerinde önemli sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Ve her tüketicide, Perakendeciler hakkındaki oluşan bu ön yargıyı kaldırmak yine perakendecilere düşmektedir diye düşünüyorum. Dolayısıyla organize kurumlardan başlayarak tüm perakendecileri izleyecekleri politikalar, seçecekleri yöneticilere kadar, tedarikçi profilinden çalışan profiline kadar kendilerini gözden geçirmeleri ve yeniden yapılanmaları gerekmektedir. Bu konuda sektörün en önemli ihtiyaçlarından olan günümüzde çok fazla uygulaması bulunmayan ve sektöre yönetici, ara eleman ve çalışan yetiştiren kurumlar yok denecek kadar azdır.

- Ülkenin önemli süpermarket zincirlerinden bir tanesi kendi grubundan üniversite ile yaptığı işbirliğinde dahi perakendeciliği ikincil konu olarak düşündüğü için başarılı olamamış, genel yönetici yetiştirme programlarına yönelmiştir. Çünkü bu eğitimlerde uygulamanın içinden gelen, ayrıca akademik yanı da bulunan eğitimci sayısı bir elin parmakları ile sayılabilmektedir. İşini bilen, doğru uygulayan, çağdaş gelişmeleri izleyen, güncel bilgiler ile donatılmış ama etik değerleri de bulunan perakendeci profili yaratmak için birkaç kişinin ve birkaç kurumun çabaları olduğu bilinmektedir.

- Perakendecilik eğitiminin en önemli merkezi A.B.D'deki bazı Perakende-Eğitim kurumları ile yaptığımız bazı toplantılarda onların endişesi ile benim endişemin tam olarak örtüştüğünü gördüm. Türkiye'ye yatırım yapma planları bulunan Perakendecilerin en önemli endişeleri Perakendecilikte eğitilmiş insan kaynağının yok denecek kadar az olması birinci sırayı oluşturmaktadır. Satın alma, Satış, Lojistik, Teknolojik Altyapı, Yer seçme ve İnşaatla ilgili oluşabilecek sıkıntılar neredeyse çok az konuşulmaktadır.