HABER BÜLTENİ
Üyelik Avantajları
BAŞKANIN MESAJI

AB Türkiye Yaklaşımları ve Vak'a Yöntemiyle Çözümü


Avrupa Birliği'nin temelleri atıldıktan ve genişleme kararı alındıktan sonra geleceğin ortaklarını almaya başladıklarında ilk davetin Yunanistan ve Türkiye'ye geldiğini, o zamanın hükümeti tarafından kesin bir tavırla reddedildiğini hepimiz biliyor ve bugünlerde daha çok hatırlıyoruz. Aynı kişi ve yandaşları bugün geçmişin pişmanlığıyla gözü kara bir şekilde Avrupalılaşmanın tutkusuyla yanıp tutuşuyorlar.
AB, o gün neden öcü idi? Bugün ortaya çıkan bu karşılıksız Avrupa aşkı niye? Ne değişti? Değişen politikacıların kafaları mı? Yoksa bağımsız Türkiye olarak varlığımızı bu eskimiş dünyada sürdüremeyeceğimizin korkusu mu? Allah aşkına Türkiye'ye 30-40 yıldan beri yön verenler açıklasalar artık nedir bu AB bilinmeyeni, ızdırabı? Elbette objektif bir şekilde ve her seviyedeki vatandaşın anlayacağı dilden.
Avrupa bizi neden ister? Neden istemez? İsteyenler kimler? istemeyenler kimler?
Hedef nedir? Ekonomi, güvenlik, sosyal ve kültürel alanlarda işbirliği ve bağımsız devletlerin katılımı ile kurulacak bir A.B. mi? Yoksa eyaletlerden oluşan ABD'den sonra ikinci güç konumunda olması hedeflenen Avrupa devleti mi?
PKK, Asala, Almanya'daki Kaplancı'ları destekleyen, ülkemize 100 milyar $ harcatan ve son yıllardaki ekonomik ve sosyal dengesizliğimizin kaynağı olan Avrupa mı? Yoksa AB'ye veya Avrupa Birleşik Devletleri'ne; kalkınmasına yardım edeceği, güvendiği, gelecek gördüğü, bugün benimsemese de yakın gelecekte benimseyeceği genç ve dinamik bir nüfus yapısı olan güçlü bir Türkiye mi?
Bütün vadedilenler veya gösterilenler gerçek mi? Yoksa çok bilinçli, kapalı kapılar ardında tarih boyunca sergilenen türden bir oyun mu tezgahlanıyor?
Bir çoğumuz bu sorulara hemen ve kendine göre sağlıklı bir cevap verebilir. Ortak cevapta büyük bir olasılıkla şu olur: Avrupada bizi istemeyen devletler ve parlamentoyu etkileyen odaklar, güçler var, ancak çoğunluğu bizi istiyor, inanıyor. İşte bütün mesele burada, yıllardan beri dersimizi çalışmadık. Ayrıca, şimdiye kadar da neyi, nasıl, ne zaman, nerede, kimden ne kadar isteyeceğimizi de bilmeliydik. Bu bilnçlenmenin tüm toplum kesimlerine yayılması ivmeyi ve güveni arttırırdı. Ne kadar geç kalmış olursak olalım hala zamanımız olduğuna, en azından bundan sonrasına bakmalıyız. Artık kriterlere nasıl uyum sağlarız anlayışında olmalıyız.
Siyasi kararlar elbette siyasi iradenin olmalıdır. Yalnız ticaret siyaseti her zaman olumlu yönde etkilemiştir. Ama biz AB için ekonomik ve stratejik önemimizi yılda 20 - 25 milyar $ aleyhimize olan denge/dengesizliği, siyasi hendikapları aşmada başından beri kullanamadık. Duygusal tepkiler gösterip aklımızın ve mantığımızın önünü tıkamadan menfaat masasında pazarlığımızı iyi yapamadık. En azından telafi edecek çalışmalara artık girmeliyiz.
Bu sadece hükümetin, partinin görevi olmayıp, hepimizin görevi.
İşte bu noktada bana göre İMED'e İ.İ.İ.E'ye çok ciddi görevler düşmektedir.
1) Hedefimizi belirleyelim. Geleceğimiz, çocuklarımız ve ülkemiz için sonuç verecek belki tüm sivil toplum örgütlerini kurum ve kuruluşlarınında desteğini alacak bir tartışma zemini yaratalım.
2) AB ile ilgili tüm sorunlarımızı ve buna bağlı olarakta ülke sorunlarımızı uzmanların belirlemesini sağlayalım.
3) Tartışmaya katılacak İMED'lileri veya iş dünyasının temsilcilerini belirleyelim.
4) Tartışmayı yürütecek hocaları veya AB uzmanlarını belirleyelim.
5) Tartışma ortamını belirleyelim.
Bizler İ.İ.E. mezunları, öğrenciliğimizde sorunları çözmede en fazla vak'a metodunu / çalışmalarını sever ve en çok da bu çalışmalardan hayatımıza fayda sağlayacağımızı bilirdik. Bu eğitim, bu metod yıllar yılı iş hayatımızda gerçekten de sayısız yararlar sağlamıştır.
Ulusal meselelerimiz hükümetler ve meclis tarafından yeterli düzeyde tartışılmadan çözülmeye çalışılıyor. Ayrıca tabana yayılmayan bilgi ve tartışmalar uzun vadeli ve sağlıklı çözümler ve uygulamalar getiremediğini hepimiz biliyoruz. Mesele bu aşamada AB'ye girelim girmeyelim meselesi değildir ve olmaması gerekir. Ancak duygusal, yüzeysel ve önyargılı olmadan, hedeflerimizi iyi koyabilmeliyiz. Eksikliklerimizi objektif olarak ortaya koymalı ve AB'nin yapısını, hedeflerini ve kuruluşundan bugüne kadar ortaya çıkan yaşanmış tüm sorunlarını bilmeliyiz ki, uyumla ilgili dersimize kendi kendimize, iyi çalışmalıyız. Yukarıda da belirttiğim gibi, İMED camiasına bu aşamada görevler düştüğüne inanıyorum. Bu konuda resmi görev üstlenmiş kişi ve kurumların beklentiside bu. Katılacak ve katkıda bulunacak bütün üyelerimizin görüş ve önerilerini bekliyoruz.

İMED Ülke Konferansları Türkiye - Çin Ticaretinin Geliştirilmesi


Derneğimiz tarafından düzenlenen ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkiler ağırlıklı toplantılara bir yenisini daha ekledik.Geçtiğimiz ay 25.10.2000 tarihinde İmer Gümrükleme Ltd Şti'nin de katkıları ile Caddebostan Marmara Yelken Kulübünde gerçekleştirdiğimiz toplantımızın konusu "Çin Halk Cumhuriyetinin Ekonomik ve Ticari Yapısı, Çin-Türkiye Ticaretinin Geliştirilmesi" idi.Bilindiği gibi son yıllarda ekonomik ve sosyal alanda sağlamış olduğu gelişmelerle bütün dünyanın dikkatini çeken Çin Halk Cumhuriyeti, nüfusu ve ekonomik gücü ile ithalat ve ihracatta cazip ülke konumuna gelmiştir. Bütün ülkelerin Büyük Elçilikleri ve birimleri ile kurmuş olduğumuz sıcak ve olumlu ilişkiler, Çin Büyükelçiliği ilede kurulmuş ve bir yıldır daha da gelişmiştir.

Çin Büyükelçisi Ekselansları Sayın Yaskuangyi Yao ve Ticaret Müsteşarı Sayın Zhaoyanjiu Zhao'nun konuk konuşmacı olarak katıldığı toplantıda Çin'in ekonomik durumu hakkında bilgiler veren Sayın Büyükelçi özetle Çin-Türk ilikilerine değinmiş,bu ilişkilerin çok eskilere dayandığını, Dünyaca ünlü İPEK YOLU güzergahında atalarımızın temaslarının hala nesilden nesile konuşulduğunu, 1971 yılında Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından itibaren geçen 29 yıldan bu yana her iki ülkenin de çabaları ile siyasi, ekonomik ve külhürel alanda büyük gelişmeler kaydedildiğini dile getirmiştir. Çin'in yatırımcılar için büyük bir pazar olduğunu belirten Büyükelçi, Çin'in ekonomisinin büyük bir hızla gelişmekte olduğunu, toplam 180 ülkeden gelen yabancı iş adamlarının Çin'de toplam 350 bin firma açtığını, dünyada en büyük 500 çok uluslu şirketten 400'ünün Çin'de şube açtığını, devamı

KOÇBANK-İMED Kredi Kartları Dağıtılıyor

Koçbankla yapmış olduğumuz sözleşme 18 ay sonra nihayet uygulamaya konuluyor.
Koçbank ile İmed arasında İmed logo ve amblemini taşıyan kredi kartlarının verilmesi ile ilgili onay ve her türlü formalitenin sonuna gelindi. Koçbank'ta son aylardaki hızlı gelişme, bilhassa kredi kartları hazırlığındaki yoğunluk aynı zamanda yönetim kademelerindeki değişiklikler dolayısıyla bir gecikme yaşandı. Nihayet İmed 'e özel dizayn edilmiş Visa Kredi Kartları Kasım ayında verilmeye başlanmıştır. Koçbank Kredi Kartları Merkezi koordinasyonunda İstanbul'da Beyoğlu şubesi , Ankara'da Kızılay , İzmir 'de Alsancak şubeleri tarafından hazırlanacak Kredi Kartları için üyelerimizin yoğun ilgi göstermesini bekliyoruz. Bu beklentimize kredi kartı harcamalarınızda Koçbank İmed Kartlarınızla yapmanızı da kuvvetle eklemek istiyoruz. Koçbank kart sahiplerine harcamalarından dolayı vermiş olduğu bonus puanları ve hediyelerinin yanı sıra siz İmed üyelerine daha çok hizmet verebilmek için var olan derneğe hatır sayılır bir pirim verilecektir. Koçbank'ın tüketici kredileri başta olmak üzere tüm kredi türlerinde de İmed'liye öncelik ve avantajlı ve krediden istifade etme imkanı bulacaklardır. Koçbank İmed Yayınlarını ilanları ile sosyal ve kültürel faaliyetlerini de Sponsorluğuyla desteklemektedir. İmed gezilerini, aktiviteleriniz Koçbank İmed kredi kartıyla ödeyebileceksiniz. İmed'e aidatlarınızı Koçbank İmed kartıyla ödeme mutluluğu yaşayacaksınız. Bütün İmed üyelerini Koçbank İmed Kredi kartları edinmeye ve harcamalarımızı da aynı kartla yapacak derneğinde gelişmesine katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Geleneksel İftar Yemeğinde Buluşuyoruz

Yıllardan beri Ramazan ayı gelişinde buluştuk iftar yemeği yedik, hasret giderdik, dostluk paylaştık. Kısaca geleneksel bir özellik taşıyan iftar yemeğinde birlikte olmanın zevkini yaşıyoruz. Geçen Ramazan Swiss Otel de daha çok genç üyelerin katılımları ile gerçekleştirilen iftar yemeğini bu yıl 9 Aralık 2000 Cumartesi günü ğehzade Restaurant'da yapıyoruz . Türk Mutfağının en leziz ve bol çeşitlerinin sunulacağı bu yıl ki iftar yemeği müzik ziyafeti ile de zenginleştirilmiştir. Zengin fasıl ve ortaoyunu'nun en güzel örneklerinin sunulacağı bu özel geceye yakınlarınızla katılmanızı bekliyoruz. ğehzade Adres: Dolmabahçe Küçükçiftlik Parkı(Lunapark Karşısı) Tel: (0212) 231 71 57 Yemek Bedeli: 10 milyon TL

Sevgili Mezunlarımızın,
Saygıdeğer Hocalarımızın ve
Bütün Ailelerimizin
Ramazan Bayramlarını ve Yeni Yıllarını
İçtenlikle Kutlar, Sağlık, Huzur,
Mutluluk ve Başarılar Dileriz.